02:00
20 Ekim 2026 Salı
BEN YILLARIN SİYASETÇİSİYİM, ANKETLERE DEĞİL SOKAĞA BAKARIM!
Şu bunu demiş, bu bunu demiş umrumda bile değil;
Kimin kayığına binerse onun küreğini çeken anketçiler, yalaka haberciler ne anlatırsa anlatsın. Ben sokağa bakarım, insanları dinlerim, sahada ne görüyorum ona bakarım.
Son bir aydır AK Parti’den CHP’ye, MHP’den Yeniden Refah’a, Saadet’ten Anahtar Partisi’ne kadar farklı siyasi görüşlerden insanlarla oturdum, sohbet ettim. Hatta partisini gözü kapalı savunan insanlarla bile konuştum. Benim gördüğüm tablo, siyasette ciddi bir değişimin yaşandığını gösteriyor.
Yıllar önce AK Parti için ölürüm diyenlerin bugün tam tersini savunduğunu gördüm. Üstelik bunlar sıradan insanlar değil; bugün bile yönetimlerde görev alan isimler. İsim veremem ama gördüğümü de anlatmadan geçemem.
CHP’de ciddi bir kan kaybı var. Yıllarca CHP’yi savunanların bir kısmının Yeni Partiye yöneldiğini, bir kısmının AK Parti’ye geçtiğini, bir kısmının da siyasetten koptuğunu görüyorum. Öyle bir tablo oluşabilir ki CHP’nin yüzde 2’yi bile geçemeyeceği bir sonuçla karşılaşabiliriz.
MHP’de de konuştuğum birçok arkadaşımın başka bir partiye oy vermek yerine sandığa gitmeyeceğini söylemesi dikkat çekici. Yani mesele sadece kimin hangi partiye geçeceği değil; sandığa küsen, oy kullanmaktan vazgeçen ciddi bir kitle de var.
AK Parti tarafında ise eskiden olduğu gibi koşulsuz bir bağlılık görmüyorum. Bugün bazı insanlar, “Ben AK Partili değilim, Recep Tayyip Erdoğan’a oy veriyorum” diyor. Bu bile başlı başına çok şey anlatıyor.
Şimdi çıkıp anketlerle kimse kendini kandırmasın. Benim yaptığım bilimsel bir anket değil, bir aylık saha gözlemi. Ama şunu net söylüyorum: İnsanların fikri değişiyor, partilere olan güven sarsılıyor, yılların siyasi dengeleri bozuluyor.
Bu seçimler çok şeyi değiştirecek. Bugün hesap yapanlar, yarın sandıktan çıkan sonuç karşısında şaşkına dönebilir. Çünkü siyasetçinin gerçek karnesini anketçiler değil, sandık verir!
TURCA KOCAELİSPOR STADYUMUNDAKİ KALE ARKALARI DERHAL KAPATILSIN!
Kocaelispor, Göztepe maçını televizyondan izliyorum. Hodri Meydan’ın canla başla mücadele ettiğini, takımına sahip çıktığını, tribünleri ayağa kaldırmak için elinden geleni yaptığını görüyorum. Ama Hodri Meydan’ın bu mücadelesine ayak uyduramayanları da görüyorum.
İlk yarıda kendi kalecimizin arkasındaki kale arkasına bakıyorum; taraftarımız koyun gibi oturuyor!
Zombi gibiler, ne hareket var ne ses!
Oturmaya mı geldiniz oraya kardeşim ? Rakip taraftar gelmiş, Kocaeli’ye hakaret ediyor; siz hâlâ armut gibi oturuyorsunuz!
oturacaksanız evinizde oturun!
Hodri Meydan canla başla bağırırken sizin bu hâliniz Kocaelispor taraftarına hiç yakışıyor mu ?
Başkan Recep Durul’a ve kulübe açık çağrımdır: Bu kale arkası tribünlerini yeniden düzenleyin!
Mümkün mertebe maraton ve numaralı tribünler dolmadan kale arkasına taraftar alınmasın. Hatta bütün tribünlerdeki koltukları kaldırın kardeşim!
Ayakta takımını destekleyecek, tezahürat yapacak, armaya sahip çıkacak taraftarlar gelsin.
Kimse kimseyi zorla stada getirmiyor. Bağırmayacaksanız, takımınıza sahip çıkmayacaksanız, rakip taraftarın hakaretine karşı sesinizi çıkarmayacaksanız o tribünde ne işiniz var defolup gidin?
Ben kendi gö….me güvenmiyorum ve maçı evimden izliyorum. Siz de gö….ze güvenmiyorsanız tribünde değil evinizde izleyin kardeşim!
Kimsenin taraftar olma zorunluluğu yok ama Kocaelispor tribününde oturup takımına destek vermeyenler, bu büyük taraftarın adını ve kimliğini temsil etmeye layık değildir!
Kocaelispor’un adı, arması ve taraftarı bir markadır. Bu markaya sahip çıkmak gerekirken tribünde sessizce oturup takımına destek vermeyenler, Kocaelispor’un taraftarı falan değildir.
KOCAELİSPOR TARAFTARLIĞI SADECE BİLET ALIP STADA GİRMEK DEĞİLDİR!
Bu arma yürek ister, ses ister, mücadele ister!
Oturmaya gelen evinde otursun; tribünün hakkını verecek olan gelsin kardeşim.
Allah’ın rahmeti olan yağmurdan bile siyaset yaptık!
Herkes birbirine bok attı, herkes birbirini suçladı. Ama kardeşim, biz hiç dönüp kendimize bakıyor muyuz?
Müslümanız diyoruz, peki Müslümanlığımızı, insanlığımızı, ahlakımızı ne kadar yaşıyoruz?
Yaşadığımız felaketlerden hiç mi ders çıkarmıyoruz?
Öyle bir hâle geldik ki, insan bazen kendimize bakınca Lut Kavmi’ni aratmayacak bir noktaya doğru gidip gitmediğimizi düşünmeden edemiyor. Her şeyi başkasında arıyoruz ama kendimizi sorgulamaya gelince ortada yokuz.
İyi de kardeşim, dönüp bir kendimize bakalım; sonuç ortada, hepimiz boynumuza kadar boka batmışız!
Şimdi A’sı, B’si, C’si yok bu işin. Hangi parti gelirse gelsin, zihniyet değişmedikten sonra sonuç değişmiyor. Planlama yok, hesap kitap yok. Kim basında daha güçlüyse, kimin sesi daha çok çıkıyorsa onun horozu ötüyor. Ama iş icraata gelince, yağmur yağınca gerçekler ortaya çıkıyor.
Rahmetli babam da asfaltçıydı. Bu işlere az çok yabancı değilim. Şu yolların hâline bir bakın kardeşim!
Her taraf yama üstüne yama, damalı eşek gibi olmuş. Bir asfalt yapılıyor, sonra bir daha kazılıyor, üstüne bir daha asfalt dökülüyor. Bunun adı nasıl hizmet?
Bu kadar mı zor işimizi düzgün yapmak?
Kardeşim, asfaltın üstüne asfalt dökerek yol yapılmaz!
Gerektiğinde eski asfaltı kaldırırsın, zemine bakarsın, altyapısını düzgün yaparsın, malzemesini serersin, ziftini atarsın, asfaltını dökersin. Bir kere yaparsın, adam gibi yaparsın. Yarın tekrar kazılacaksa bugün neden yapıyorsun?
Madem yapıyorsun, neden sağlam yapmıyorsun?
Avrupa’yı, Japonya’yı örnek göstermeyi biliyoruz. Peki kardeşim, adamların çalışma ahlakından, iş disiplininden, planlamasından neden örnek almıyoruz? Adamlar bir işi yaparken yarını düşünüyor, yıllar sonrasını hesap ediyor. Bizde ise yap, boz, yeniden yap! Sonra da çıkıp birbirimize suç atıyoruz. Olan yine vatandaşa oluyor.
Yağmur yağması suç değil, bu Allah’ın rahmeti. Ama sen bu rahmeti bile siyasete alet ediyorsan, asıl düşünmemiz gereken yer burasıdır. Yağmur her zaman yağacak. Peki biz her yağmurda aynı rezilliği yaşamak zorunda mıyız?
Mesele hangi partinin iktidarda olduğu değil, bu memlekette işlerin nasıl yapıldığıdır! Bugün birbirimize laf yetiştireceğimize, önce şu işlerin neden böyle yapıldığını sorgulayalım. Çünkü siyaset yapmak kolay, işini hakkıyla yapmak zor!
Allah bizim sonumuzu hayır etsin. Allah hepimize akıl fikir versin. Amin!
TEK MİLLET, İKİ DEVLET MİŞ!. MİŞ, MİŞ, MİŞ! HADİ LAN ORADAN!
Azerbaycan’da başörtüsü kanunu yürürlüğe sokuluyor, başörtülü öğretmenler okuldan atılıyor, başörtülü öğrenciler okula alınmıyor. Bir öğretmen, gözyaşları içinde öğrencileriyle vedalaşıyor.
Yetmedi?
Daha geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Netanyahu çıkıp Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ağzına geleni söylüyor. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 70 ülkenin heyeti protesto için salonu terk ediyor.
Peki,,,
Azerbaycan temsilcisi ne yapıyor ? Yerinden bile kalkmıyor. Netanyahu’nun konuşmasını sonuna kadar dinlemeye devam ediyor.!
Şimdi çıkıp bize “TEK MİLLET, İKİ DEVLET” diye kimse masal anlatmasın!
Benim nezlim de; Esat neyse, Aliyev de odur.
Bizim ülkemize, Cumhurbaşkanımıza laf söylenecek, başörtülü öğretmenler ve öğrenciler okul kapılarından çevrilecek, biz de bütün bunlar olurken susacağız ve sonra kardeşlikten bahsedeceğiz.
HADİ LAN ORADAN!
KARDEŞLİK SADECE SÖZLE OLMAZ! DOSTLUK, ZOR ZAMANDA BELLİ OLUR!
Biz kimseye körü körüne dost demeyiz. Kim bizim değerlerimize sahip çıkıyor, kim zor zamanda yanımızda duruyor, kim bizi yalnız bırakıyor; hepsini görürüz, hepsini not ederiz.
KİMSE BİZE MAVAL OKUMASIN!
TÜRK’ÜN TÜRK’TEN BAŞKA DOSTU YOKTUR KARDEŞİM!..
Şimdi haber önüme düştü izledim cinayet zanlısının avukatlarının konuşmaları dinledim ve bu yazıyı yazdım.
GÜLLÜ CİNAYETİNDE VERİLEN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASINI YÜREKTEN ALKIŞLIYORUM!
Yav kardeşim, kamera kayıtları ortada, tanık beyanları ortada, WhatsApp yazışmaları ortada!
Milyonlarca insan bu cinayetin kim tarafından işlendiğini biliyor, sadece sonucu bekliyor.
Toplumun sevdiği bir sanatçı hayatını kaybetmiş. Kalkmışsınız Tuğyan’ın avukatları olarak, verilen ceza çok ağırmış, bu karar bozulmalıymış, yeniden değerlendirilmesi gerekiyormuş diye konuşuyorsunuz.
ULAN SİZ PARANIN KÖLESİ Mİ OLDUNUZ BE KARDEŞİM?
BEN KANUNU BİLMEM AMA KENDİMİ BİLİRİM!
Hiçbir güç, hiçbir makam, hiçbir para beni katili, teröristi, tecavüzcüyü, suç işleyen insanı aklamaya itemez!
Benim vicdanım buna müsaade etmez. Para uğruna her şeyi savunmak zorunda mısınız?
İnsan biraz utanır, biraz vicdanını dinler!
BUGÜN KATİLİN, TERÖRİSTİN, TECAVÜZCÜNÜN AVUKATLIĞINI YAPANLARA SORUYORUM: SİZİN İÇİN PARA HER ŞEY Mİ? SUÇLU MU, SUÇSUZ MU, SİZİN İÇİN HİÇ ÖNEMİ YOK MU? PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR MANTIĞIYLA HAREKET EDİYORSUNUZ! ULAN, İNSANIN BİRAZ VİCDANI OLUR!
VALLAHİ BÖYLE AVUKATLIK OLMAZ OLSUN!
Madem parayı verenin suçlu mu suçsuz mu olduğuna bakmadan onu savunacaksınız, o zaman herkes kendini savunsun kardeşim!
Ne gerek var böyle avukatlığa? PARA GELDİ Mİ VİCDAN SUSUYORSA, ADALETİN NE KIYMETİ KALIR?
BENİM KIRMIZI ÇİZGİM VİCDANIMDIR KARDEŞİM!
Hiçbir para bana katili, teröristi, tecavüzcüyü aklatamaz. Hiçbir güç, hiçbir yapı beni vicdanımın kabul etmediği bir işi yapmaya itemez.
PARANIN KÖLESİ OLMUŞ BİR ANLAYIŞI DA, ADALETİ PARAYA GÖRE EĞİP BÜKENLERİ DE ŞİDDETLE KINIYORUM!
BEN KANUNU BİLMEM AMA KENDİMİ BİLİRİM! BENİM VİCDANIMI HİÇBİR PARA SATIN ALAMAZ!
Hukuk Büroları ve Avukatlıklar kaldırılsın